Bekle Beni - Nurettin Rençber yusuf'un kalemi günüme dokundu... - eleminaz'ın dünyası - Blogcu



28/12/2006 ·

                  

 

“Bizim gibiler için kafesler hazırdır. Ben bir kafese daha katlanabileceğimi sanmıyorum.

Kendi yapımım kafesler bana yeter”

DUVARLARI yıktım, kafeslerin içinden… işte geldim sana

Kör kuyunda dolaşırken anladım aslında körlük görmemek değil, anlayamamakmış…

BU kadar uzakken, nedir böyle içimden boşalan, kopan, azalan dumanımsı şey…

kelimelere başlarken “elif” diye… anlamların son harfi nedir? Diye sordum ilki bile bulamazken.

Anlayamadığım o kadar çok şey var ki, bazen bir harfe o kadar anlam yüklemek imkansızlaşıyor.

sen diyip sustuğum, su ışığım… yüzde yüz insan yok aslında, yüzde doksanımız rüzgara karışıp gidiyor.

Yaşamak diye, onca varoluşu kaldıramıyor bazen…

Ne yaparsan yap, o içindeki ince ışık bazen kayboluyor. Kaçamadıkların gibi, yakaladıklarında kendi içinde bir parça olamıyor. Yıllarca, yollarca tanısan da, bakamıyorsun yüzüne…

Bakmadan geldim sana

İşte geldim

ŞİZOFREN bir ilkbahar kardeleni gibi…

İşte geldim sana… duvarları yıkarak… açıp açıp yerinde bulamadığımsın sen, bakıp da göremediğim… yazıp da aslında kurgulayamadığım, anlıyorum deyip de anlatamadığım..

Su ışığısın dedim ya…

Aslında hep şizofren kardelenine kaçıyor insan…

Kendi kafesine kapatılmış bir ışık… ama yine de sızar…

Durduramazsın o ışığı…

İşte kış, ardından ilkbahar… yine kardelenler ve sonrası bilinmez, köprüden önce son çıkış…

Bilemediklerimi yığarken kalbime. Bildiklerimle de yetinemedim. Parçalandıkça çoğalırken gözlerim, gözlerinde el pençe divan kalakaldım.. bilinmezliğinin ve apansız’lığının orta yerinde, yola çıktım, izine düştüm…

Uzakta olsan da işte geldim..

Bu kafesten dışarı çıksam gidecek bir yerim yok. Tedirgin değilim yine de… bu karanlıktan haz alıyorum belki de. Tedirgin değilim ve oraya ait de değilim sadece… istediğim tek şey hiçbir şey olmamak…

Tıpkı o şizofren kardelen gibi…

İşte geldim…

Duvarları yıkıp

Aşksız kalmak için

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-01-05 16:15:04
Konu: türküler hep gurbet ve şarkıların makamı hep hüzzamdı..

matilda!.aşkın en savunmasız en kırılgan günü bugün, kelebek sûretinde ölgün?!.tarih boyu mihrabında kendince sere serpe uyurken ne masumdu oysa?!.o eşsiz tahtına göz dikmiş, bir kirli kavramdı artık çağın sevileri..ellerinde yine o baştan çıkarıcı koku, o masum pembe hayallerini kana boyayacak o ruj, nefeslik anlık heves solumalarda..kapılara gelen o aşk maskeli, aşkın günışığı değmemiş beliklerini, çözmelere yakıştırıp sinsi ellerini, masumluğundan çalmaya o ezelî korunağından, harman arsızı, güz sırnaşığı, yağlı is bulaşığı, medetsiz kovanlardan bal aşırmaya, ihânetten devşirme, destursuz davetsiz, yüzsüz yanaşmaydı ki, kancılıkta er oğlu er(!), haramilikte korkusuz cengaver(!), bir hırsız, bir uğru, içinde kıpkızıl bir puşt yatan, gözü ak başakta, kirli-kara, kapkara bir kuzgundu..
bir gece karar/t/ması değildi aşk, yaz tutulmalarının..ne sefası, fettan fal kapatmalarının, ne de çürük tohumuydu şehvet hasatlarının..aşk; alevsiz ve dumansız buz ateşler içinde, için için, yanmaktı ve bembeyaz külü olmak, ten ten, bir kar yangının..
tanrısaldı aşk matilda!.ipekmeleklerinin kanatlarında dokunup, Dünya göğüne usulca bıraktığı cennet şalıydı, semâdan Tanrının..serâpâ aşk olduğunda sen..sarınacaktın!..
aşk korkmamaktı sert rüzgârlardan, kaçmamaktı yağmalardan, yağmurlardan..sen, yeni ergen bir utançtan yeni sürgün, yenice uç vermiş filizken, tâze hayata, bir buğday başağı, gül tomurcuğu ve aşk içecek gelincik, çiy damlalarından…
korkma matilda!.aşk mutlak bir vakt-i seher dalına konarak, o bûselik uykundan, usulca, mahzun bir andelib bûsesiyle uyandıracaktı..aşk kazanacaktı matilda, aşk kazanacaktı!
bil ki matilda, bir gülü en güzel aşk uyandırır bahara..tomurcuk bir gülü gonca olmaya, en güzel o götürür elinden tutup..aşk ayırır, titreyerek açılan sahifelerini birbirinden..matilda, fersude olsa da yaprakları, sarınacaktın serapa, sırılsıklam /aşk/ olduğunda sen!..
ne kadar hüzünsün, kendine bugün?!.bitmemiş demek içinde savaşların, konuşmazdın böyle oysa..bir kuyu düşürdün ki içime, sorma!.ondan simsiyah buza kesişim ve en küçük bir insan sıcağında, şu, için için eriyişim..aşk, buzu bile yakan, buz gibi ateşti işte, matilda!.
(baştan beri yetimdi oysa, ilk şefkat gördüğü kucağa atacak kadar kendini..bilmeliydi!.bilmeliydi şu avuçları yakıp duranı, Ayın Güneşe, pervânenin ışığa, tutulduğu gibi Güneşin Aya, tutunmalıydı aşka..
aşk, utangaç bir gururdu..böyle akardı sular, uyandırmaya öpüşleri, gece ve yalnız gelirdi hep ve geçmeden yaralar, hep öte yaka sırçasaraylardan..
kimsesi olmayacaktı elbet, şu bibaşına düşlerin ve aşka düşüşlerin..ellerin bu yüzden umursamalıydı matilda!.umursamalıydı aşkı!.en zordu, doğru, aşk dediğin, kopan kıyametiydi üç günlük ömrüne bir kelebeğin..bir deniz kabuğuydu aşk, gösterişsiz, içinde o eşsiz siyah inci..matilda, ne çok terk edilirdi
yalnız bir deniz kabuğu ve yalnız bir deniz türküsü..
aşkın bugün iç kanama günü olmalı matilda!.sen ona /yalan/ dedin diye mi kanadı kalbin?!..yen içinde kolun kırık oluşu da bu yüzden mi?!.aşkın bir başka dili daha olmalıydı oysa!.
yalan değildi matilda!..hiç değildi inan, benden duyduğun şu sesler yalan!..
matilda, kapıları/nı/ şöyle kapadığında sen, toz ve kül olmalıydı aşktan kalan ihtimâl..belki bu yüzden dokunmalıydın son kez, kelimelere ve şiire, savurmak için göğe ve gideceksen de öyle gitmeliydin..bittiğinde şu şarkı zamansız, şu şiir bittiğinde, içimde yine o ada, hani “dört bir yanı aşk olan toprak” diye geçen yalnızlığın sözlüğüne, ıssızlıkla aynı satıra..
/kim bilir ne güzel ağlardın sen?/ demeden ve /kim bilir ne güzel ağlanırdı seninle?!/ de!.ne çıkardı matilda, aşka bir kez yenilsen?!.
eğer böyle gidersen, tutmak gerek gözyaşını, bakmadan aynalara ve kırmadan..
son bir türkümdü matilda /tut elimden yâr, al yar başından/..oysa kapkara gözleriyle, içimde derin ve davetkâr, yıllardır içime /b/akan derin bir uçurum var, aldatıp ara ara kendimi atlattığım..
zaman matilda, zaman!..bazen susmaktı zaman, belki bazen kanamak..sessiz ve direnmesiz, ölü bir yaprak sarısı olup, dümdüz ve boylu boyunca, belki uzanmak ara ara ve bir yağmur sonrası, uzanmak, meleklerin çizdiği gökkuşağına..
/zaman/ dediğin zaman demek, /gitmek/ de gelmeliydi demek akla!.ve düşüşü şiire, şarkıya aşka dair kelimelerin şu son cemresi, karartan geceleri..
/unut/ diyordun matilda!.unut artık şarkını ve şiirini..oysa kalbim şöyle kanarken, ölmezdi, korkma!.dökseydi ardından ve adından kalan ne varsa, şu birikmişleri..matilda bak, tüm kâinat /aşk/ şimdi!.akşam burcundaki güneş, yangın yeri deniz, o kızıl atlas, turkuaz bir geceden sıyrılmaya çoktan hazır ve perdeler tutuşturmaya o yalım alaz..hayâl, hayat, dünya ve rüyâ, bütün kâinat aşktı ya!.aşksız olmazdı matilda, aşksız olmaz!..

Bağlantı »

www.flickr.com
eleminaz's photos More of eleminaz's photos