31/12/2007 ·

Gördüklerimin ve göreceklerimin besmelesi ile
Adına hazır ol duruyorum
Giryan/ım
Bu şehirde ıslandı saçlarımın karası
Turnalar geçerken dokundular yüreğimin pasına
En riyasız yalanlarına kandığım şehrim,
Dalma Filistin kokulu uzakların hülyasına.
Bak eteklerimde zili çalınmış sevinçler,
Dudaklarım kuru bir çölün yanan kumları
Bir nefesini bekliyor tenim
Bu yaşlar sana yol alırken yakıyor içimi
Ellerimin dokunduğu her yer bir gurbetin kalp atışlarını taşıyor
Çünkü görülmeyen şehirlerin çelebisiyim
Nazlı bir ekim arefesinde
Yastık altı ediyorum bayram sabahlarımı
Miladını doldurmuş düşlerimin koynundan düşüyorum
Üşüyorum…
Sen ki kahramanıydın masallarımın,
Öznesi sen /yüklemi sen/noktası sendin
Gözlerim değerken gözlerinin rengine,
gölgesinde dinlendirirdim yokluğunun aslını.
Sabahlar erkenden iniyor artık, geceler geçiyor kendilerinden
Kuşlar habersiz gibi duruyor geleceğinden.
Zırhıyla koruyor derdim kendini
Aşk/tan firar etmiş adım çoktandır.
Bilir misin nasıl kokar portakal çiçekleri
Alev yangını saçlarına hazırlanan papatyalar nasıl kokar,
Susturulan kalplerimiz firar edince bir çift gözün peşinden
Ellerine helal olamayan tenim nasıl kokar.
Gel zamanı sırtlayalım en ağır yanından,
Aslımızı erteleyenleri ipe dizelim bir bir
Sonra sokulalım usulca yangınlarımıza
La havle/nin peşine takılıp
Usulca firara çalalım adımızı
Bir düşü suya anlatmak kadar kolay,
Hayra gebe bekleyelim bıkmadan.
Bir kargaşanın çocuklarıyız /Âmin
Dilimizde küfürlere inat dualar
Dikiş tutmaz yanlarından noksan,
Aşk yamalı bir ferace bohçamızda kalan
Gözlerimize inmeden perdeler
Gel bu iğreti öyküyü tamamlayalım
Sonra bir la havle aralığında
Yırtılan düşlerimizi yamalayalım.
Çok yorulduk biraz erken ayrılalım…
26–09–2007
(filbahar dergisi 2 sayısı )