29/8/2007 ·

KAÇAN HARFLER KOVALAMACASI
Bir isyan bu tutunacak yeri kalmamış hayata
Neresinden baksan ziyan
En son ağlayanın ben olduğumu görmüşler
Oysa içime karar kılmıştım gözyaşlarımın varlığını
Sen değil miydin yüzümdeki gergefini bozan dünyanın
Sen değil miydin?
Çirkef bir umudun saçlarını okşuyorum
Biliyorum ellerimde diz boyu çizikler
Yaralıydım
Geçmeden sabır bu kapıdan
Yaralı…
Kilidi olmayan alfabemin içinde hezeyanlar,
Kaçak harflerin gürültüsünden ürken gönlüm dar boğazda
Ve ben;
Hangi birinin boynunu vurayım ipe bilmeden
Hangi birinin koşar adım kaçışına azdırarak kızgınlıklarımı
Büyüyorum
Soluksuz kaldığımda
Zaman arkasını dönüp kaçıyor
Bohçası elinde kalan yeni gelin yaşları iniyor yanaklarımdan
Alları yakıştırdığım yanaklarımdan
Hepsi bu işte
Neresinden bakarsan aynı dehlizler
Bu oyun kimin…
Memleket toprağı kokusuydu aşk
Sızlatırdı içimi doldurduğunda ruhumu
Acırdım
Menzile varamamış yorgun ayaklarım
Her rüyayı hayra yorarak sabrederdi güçsüz varlığıma
Bir cinayet bedeli gibiydi aşk
Gereği düşünülmüş cezalar kadar ağır
Müebbede bir soluk kadar yakın
İşte ondandı hep önünde diz çökmem
Artık anlamsız gelen bir üç harf kalabalığında
Sırtımdan vurulan yerlerime
Aynalarda göz kırpıyorum
Acımadan geçecek üzerimden diye düşünürken
Kurbanı olmuşum Aşk’ın
Biliyorum…
Sur kentinin yakınında, asıyorlar harflerim benliklerini
Ölümü kendi boyunlarında idam ederken
Asıl aşkı sallandırıyorlar yağlı urganda.
Yol çıkarken şafak karanlığına
Meydanlarda aşikâr kalıyor her şey
Kaçan harfler kovalamacasında
Tespihe diziyorum her harfi.
Zikrim çoğalıyor
Adı aşk oluyor…
24–8–2007
Tuba Yılmaz