18/11/2008 ·
İsmim/cismim/kendimi bildim… Donmuş ellerimin şeceresi kesiliyor sorgusuz Bir kalemin nazından koparılarak harfler Darağacında sallandırılıyor, görüyor musun? Besbelli bu baharda lal olacak gözlerime Acıtırcasına bağıracak şehrimin martıları Ücra bir duvar dibinde saklanacağım Adım olacak ağır aksak ilerleyen Geceye ve güne küseceğim, Biliyor musun? Ben sebepsiz ağlamadım geceleri Geceleri beraber ağladık, hepimiz İsmim cismim ve kendim Duruyorduk İstanbul’un kapısında Ellerimizde çiçekler ve gözyaşları kandan Çocukların saçlarını savuruyorduk zamana Ve ardından bitimsiz fırtınaya. Ekmek arası bir AŞK tadı damakta kalan Sonrası yalan, sonrası ziyan, sonrası baldıran Kuşları erkenden göçen bir şehrin, Keder kokusu bu akılda kalan. Bakma bana, İçim en harlı zamanında gecenin Kekik kokusunda bulduğun benim Erkenden ölen sendin sanarak Ben bu bahar baştan üzüleceğim. Müsait bir yerde mola verirse eğer Hayatın kapısına asılacağım Avaz avaz bağırarak uzun yollara Kendimi sayımdan sıyıracağım. Ellerim daha çok üşüyor artık Dizlerim çok erken yoruldum diyor Bir mumum alevinde kalınca gönlüm Her yeni isme eyvallah diyor. Bir gece bir düşün koynuna daldım Saçlarım ter, gözlerim yaşların sahibiydi Dirilirken yepyeni mevsimlerin yalanı Ben hep tek başına bir kızla kaldım. Süzme gözlerini acemisiyim Hem bir bakışın, hem de bir aşkın Kim söylese bu lafı alınacağım Ört üzerini başka ne ister kalbim. Biliyorsun susuyorsam kurumuş topraktandır Nazım iltifatına muhtaç ne zamandır Dökülen zülüflerimin gölgesinde dinlenen Gözlerinin rengi şehrime müpteladır. Ben soyunsam ak akça bir vücutla önünde İstanbul’un iffetini sarsam tenime şayan Al yazmalı gelinken ziynetleri çalınan Sandıktaki kızlığımla tamamlansam gözünde. İsmim cismim ve kendimi bildim Sonuçta en kirlisinden kara bir kindim… TUBA YILMAZ 17-03-08 Filbahar 7. sayı http://filbahar.net/ 