3/4/2007 ·

HER AĞIT BİR DEFA YAKILIR
İntihar kaçkını kelimeler bunlar.
Ağlatan ,kanatan,ağır yaralayan...
Kalemi kağıda gelin edeliden beri,intiharlara çıkar sözün sonu.
Kendi ipini kendi elleriyle geçirir boynuna,rengi geceden daha inat karanlığının.
Dur demeyi bilmez koyverir hesapsızca kavgasını.
İçime oturur sancısı.
Yanarım…
Bir köşeye sığınırım AŞK kulağıma küpe.
Hüzün soyadımız olur ,adını yakıştırıp sol yanımıza.
En çok da onda iğreti durmaz simamız, yaraşır yanına.
Deniz aşırı sözlerdi söylediklerimiz ,usulca sıyıracak mesafeleri.
Geç kalınmış her şey adına yakalayıp zamanı,üzerine kalın örtüler örtülmüş birikenleri ayağa kaldıran.
Yol uzun…
Yol kahır…
Yol illetli bir hastalık gibi gözlerin ferinde…
Ayyuka çıkmış rüzgarların söylentileri.
Yankılanan kendi seslerinin çığlıklarına kulakları sağır edip,duvar diplerine sığınılmış.
Yolunu şaşırmış gözlerim, ruhuna mola verdirecek müsadelerin.
Kime küsmüş bu suret…?
Her hançer kabzasına el izini bırakır AŞK.
Korkmaz bu yaşların hakkı nasıl verilecek yalan tutmaz zamanlarda.
Dikip gözlerini yorgun gözlerime,yüreğimi çalar umarsızca olacaklardan.
Bilmez mi yorgun düşmüşüm çok erken kollarında.
Daha anlamını bile bilmeden küçücük aklımla,yolundan dönmüşüm titrek ruhumla.
Halkalar daralıyor iyice.
Sudaki akislerde bin parçaya bölünüyor ruhum.
Hepsi kayıp bir suretin izlerini toparlayabilir miyim diyorum…?
İçim daralıyor.
İçim diyorum, acıyor…
Kanamaları durmuyor kabuk bağlamaz yaralarımın.
Mayınlar uluorta yerlerde.
Her adımı boşluğa hedeflemek göz yanılmasında bırakıyor yüreği.
Ya patlarsa telaşında,her yan soğuk bir korkuya çalıyor rengini.
Alaca sıralanmış korku kaçkını düşünceler.
Yorgunluğu sınırlarla peşkeş çekilmiş unutulan kalbin.
Beyhude değil hiçbir şey biliyorum,hiçbir şey kadar gerçek her şey.
Ondan kokusu hala burnumda,yüreğe mola verdirilen şehir dostu tenha köşelerin.
Kaçaklık işlesin içimize.
Bırakıp gidilemeyen sahipsizliklerin tadı işlesin.
Ellerimizin boşluğuna ,baktıkça yansıyan alacaklı suretimizin hakkı işlesin…
Sırat’ta sırasını bekleyen, Araf’ta asılı kalmış ruhun hengamesi dolansın kurumuş dudaklara.
Çatlaklardan sızan acı cana değsin.
Tam orta yerlerde yalnız kalmak bir yerlerden tanıdık gelsin.
Bir tek yalnızbaşınalık dokunmasın cana.
Bir tek o acıtmasın…
Her ağıt bir defa yakılır…
Bir defa bırakılır arş-a en çığırtkan yaralanışlar.
Hepsi aynı gibi gelirken yüreğe,
Her ağıt bir defa yakılır…
Eleminaz(TUBA YILMAZ)
03-04-2007