19/11/2007 ·

Guslet adımı
Yeni yetme bir düşte paklanacağım…
Fısıltılar bile çığlık oluyor gece vardiyasında.
Her yan boğucu bir nefes darlığına gebe, vakti tamam ağırlıklarını taşıyor bedeninde.
Yollar hep aynı menzile varıyor.
Sana…
En çokta gecelerim, karanlıklarım, ağırlıklarım.
Temize çekilmiş bir alın yazısıyla başlamak ilk sayfadan, mümkün müdür?
Yada infiradının kollarında yeni rollere bürünmek.
Hangisi daha kolay…
Yirmi beş yıl ağır geliyor dile.
Daha erken diyorken, tutamamışım zamanın yakasından.
Bir kesik çığlıkla patlarken başlangıcı, sonu nasıl bitecek bilinmeyen bir sonun vesvesesi çöktü içime.
Orta yol denilene varmadan ayaklarım, bu yükü omuzlardan atmalı.
Gusletmeli adımı, paklamalı.
Sır dolu bir haberi almak kadar zor hayatı yaşamak.
Biliyorsun değil mi terazinin ağır gelen tarafında,
yüreğimin ne kadarı saklı, yani elim kadar dediğimin.
Herkes sarayının kraliçesi olurken infiradım,
Ben hüznün tekliğine soyundum.
Hüznün kraliçeliğine…
Zamansız, mekânsız, korkak,
bir hikâye bu pansumana muhtaç.
Kışlardan yaralı, yazlardan ürkek
Öznesi çamura batmış bir hikâye bu.
Olmak ister misin içinde, sahiplenip benliğini kucaklamak.
Yoksa sende bulamayacağım yerlerde saklanıp
bir ani seslenmeyle canımı almak,
AŞK gibi yani zehirlisinden sokmak,
AŞK gibi yani gözlerime yaşlar oturtmak,
İster misin?
Şair üşüyen saçlarını avuçluyor gecede
Yastık altı soğukluğu kadar esas, içi titriyor.
Direnmek mi diye sorarken kendine,
Birden en direnen oluveriyor.
Ama infiradım;
Neresinden baksan birazcık şair
Bu kadarla kalıyor yani, benim kadar şair…
Ben bir suyum pınarının yatağında
Aksime kanmayacak kadar /deliyim/bildiğin
Uslandır yaralar yavaş kanasın,
Uslandır gençleşelim tekrar yirmi beş yıl
Bitmeden.
Bilmeden…
19/11/2007
Eleminaz(Tuba yılmaz)