21/7/2007 ·

GECE VARDİYASINDA İNFİRADIMA MEKTUPLAR 2
Düşümün canı terledi.
(düş)tüm…
Birde baktım ki düşlerim Yusuf-i kuyularda debeleniyor.
Gecelerim öksürük vebalısı bir hasta gibi.
İndiriyor gözlerini, sükûneti kucaklatacak bir dermana muhtaç.Uzun bir yol yorgunluğunda en önde oturuyor.
Kaç ismin canını darağacında yaktılar.
Kaç ismin namına izinsiz kıydılar.
Seferimi bozguna çeviren kirli ellerin kara siluetlerinde koştum yanına.
Ayaklarım yine paramparça bak.
Gel en buseli yanından öp yaralarımı.
Öp ki acım bir nebze mola versin.
Öp ki helaline değemeyen dudaklarım dinlensin.
İnfiradım…
Bahsetmiş miydim?
Acılarımdan,
Boş yere akıttığımı bilmediğim gözyaşlarımdan, kudurtan gelgitlerimden. Bir yana bırakıp tüm bunları anlatmış mıydım sana?
Saçlarını tarıyorsun düşlerimin. Al eteklerimi omuzlarından aşırıp masal bir hikâyenin ucunda elimi bırakıyorsun. Başarabilirsin bensizliği de diyerek gözlerini gözlerime kilitliyorsun.
Oysa koskoca bir İbrahim alevi yakıyorsun içerimde bilmiyorsun.
Yangın artığı kabuk bağlamış yaralarım daha iyileşmeden hadi diyorsun.
Biliyorsun aslında aşkın buralara uğramaz olduğunu.
Bir kura çektik adın düştü haneme.
Yazıcı sustu.
İnfiradına us-tu…
Yakan ve en diplerimi acıtan bir güneş kırmızılığında, gözlerim kamaşıyor.
Korunaksız bir küçük kız edasıyla topluyorum oyuncaklarımı, ezilmesin düşlerim kör bir hırsız tarafından diye.
Harflerin üzerinden geçiyorum yirmi dokuz kere. Kalemimi en dibine sokup alfabenin adının, canını yakıyorum.
Yetmezliğini haykırıyorum infiradım.
Dindirmezliğini,
Acılarımı bildirmezliğini.
İçimdeki fırtınalar kemiriyor benliğimi hala, kaç defa karalasam dökülmüyor kelimelerim.
Ve ben
Her defasında yirmi dokuz kere ölüyorum.
Kınası elinde kurumuş bir taze gelin gençliğinde, başıma ve yazgıma dolanan al yazmamı bahtımın üstüne örtüyorum.
Ardına saklandığım yaşlarım yol yol ecelimin kaderini çiziyor.
Kınamda falıma baktığımı fısıldıyorum infiradım kulağına. Sırlarımız bir avuç dolusu kalabalığı aşıyor.
Çoğalıyoruz birlikte.
Çok oluyoruz…
Kimse yakalayamıyor kalabalığımızı. Adın hiçliğimi tamamlıyor da pek bir ışıltılı duruyor suretim yanında.
Kalem kandırsa da bizi şakalarıyla, yakaladığımız yerden tutup çekiyoruz kalanlarımızı.
Alışıkken yalnızlık yanına, acıtacak bir şey kalmıyor canımızı.
İçimiz acıyor…
Aynalara küsemiyor gözlerim. Yalan çoklukların aldatmacasındansa, kendi ikiliğimi seviyorum ürkek bir çocuğun saçlarını okşar gibi.
Yansıman arkamda beliriyor.
Ve korkularımın omzuna yaslıyorsun başını.
Hiç yakışmayana eş tutarak kalleş gülüşlerimizi, aynalarda kol kola girmiş varlığımıza el sallıyoruz.
Bağırıyorum adını korkusuzca.
İnfiradım…
Susuyor dilim,
Gece inleyerek bırakıyor sırasını sabaha.
Susuyor şehrim,
Az kalanlar çoğalıyor rehavetli havada.
Kanıyor yüreğim,
Yalnızlığımın teni en saklı sırlarımda…
(Güldürdüğün yüzüme gözlerin düştü!)
20–07–2007
Eleminaz(tuba yılmaz)