4/6/2007 ·

GECE VARDİYASINDA İNFİRADIMA MEKTUPLAR 1
Destur…
Boğulmadığım karanlıklarda sana yazmaya başlamak, ince bir düş kıyısında apansız uyanmak gibi. Gelmelerin o ince telaşı dert vermiyor gitmeler kadar bilirsin sende. Sana kalan bir gidişken bundan daha beteri var mıdır? Diye düşmüyor yürek telaşa. Çünkü biliyor yok… Bundan daha acısı oturmamıştır , taşıyamam sandığın ağırlık kadar üzerine.
Şu bizim çektiğimiz kocaman bir evhamdan öte sayılmıyor. Kan ter içinde sana uyanırken uykularım, yastık altı soğukluğu dolanıyor içimde. Dilim seni ne zaman misafir etse ağız dolusu kusuyorum adını. Her yanı dolduran tek başına birçokluğun adı oluşun, senin yanında sessiz bırakırken aslında biliyorum ki en büyük yoldaşımsın.
İnfiradım…
Hep yanlış adresleri ziyarete meraklı mektuplar karalamışım şimdi anlıyorum. Tökezleyen bir yürüyüş konvoyunda dize getirilmez bilmem ne umut edişlerle, sürüklemiş beni geri gelen her satır. Şimdi sana vurdurmuşken kalemin her tınısını adreslerini kendimin çizdiği bir yolculuğa bismillah demek, içimi tereddütsüz hazır kılmış her şeye. Adın zaten hiçbir nankörlük bırakmayacak kadar açıkken senden hesap soramayacak olmak bilsen ne kadar rahatlatıyor içimi. Korktuğum yalnızlık paranoyaları sadece sana gelmemem için tuzakken, bağışla geç kalmış kelamlarımı.
Tanıyacağın ve bildiğin bu kokuyu unutma, ben yakından sokulacağım yanına.
İnfiradım…
Bu geceler mi uzun yoksa karanlıkları dolduran adın mı? Sinsice tepeme çıkan çığırtkan iç sıkıntıları yakışmazken ümitle var olan benlik tamamıma, ufalıyorum sanki gitgide. Gençliğim bir karakalem gibi ellerimi siyahlara çalmış. Her yanıma bulanan renklerde sen hep vazgeçilmez bir tebessümle yanına çağırıyorsun tek başınalığımı. Yakalayıp beni en güçsüz yanımdan saklanamadığım köşelerimde sobeliyorsun.
Şehrim diyordum yol verir bana. İsmine niceleri yazmış yüzyıllar bekçisi, şahlanır gecelerimin kucağında. Tepesinden bakılınca ufalan benliğimin sicim gibi akan yaşlarını siler acıtarak canını. Sıcak bir yaranın kanamasını dindirmesini bilir, her seher hediye eylediği gün yüzünün hatırına. Affıyla şenlenen yüreğim yine seninle kalır sonra.
Sana kalır…
Kucağına sığınmam bundandır işte.
Bundandır hep en kalabalıklarda bile gözlerinin ferine yanmam.
Destursuz çalmadım hiç kapılarını. Başkalarına meyletmeye hazır yanılmalarını hep aklımda tutarak, her giden gibi seninde adını zihnime allı pullu yazarak izinsiz dalmadım sıcaklığına.
Gitmek ve sana kalmak.
Omuzlama kederimi infiradım…
Silmeye çalıştıkça çoğalan gözyaşlarıma gücün yetmez. Ben annemin kaderine yazılmışken, hiçbir acıma doğrultmaz yazgımın belini. Bu yokuştan beraber yuvarlanıyoruz tut elimi. Sözler kaçaklığa yelteniyor ve adın aynadaki siluetimde gözlerime duruyor.
Kaçaklık yakışmıyor cüretkâr adına.
Ve sözüm sonunu tamamlıyor.
İnfiradım gece vardiyamda soluğumu kesiyor…
Eleminaz (tuba yılmaz)
04–06–2007